Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ EFENDİ HZ.DÎVÂNI
Ferhat BAŞTUĞ - 'KUR'AN,HADİS VE EVLİYA DİVANLARIYLA MEHDİ AS

lale3SÜNBÜL-ZÂDE VEHBÎ EFENDİ HZ.DÎVÂNI


İskender-i devrândır anıñ sâbık-ı ceyşi

Hızr olsa sezâ rehber-i ordû-yı hümâyûn

Kıldı o Süleymân-ı zamân sâhib-i mührün

Serdâr-ı güzîn server-i ordû-yı hümâyûn(sayfa.113)

 

İSKENDER AS;KENDİ ZAMANINDA,HIZIR AS’IN REHBERLİĞİNDEKİ MUBAREK ORDUSUNUN SÜLEYMAN AS’IN MÜHR’ÜNE SAHİP SECİLMİŞ BAŞ KOMUTANIDIR.

 

Sen İskender'sin ordû-yı hümâyûna cenâb-ı Hak

Sürâg-ı Hızr'ı kıldı râhber şevketlü hünkârım

Be-hakk-ı âyet-i seyf ehl-i ‘udvânıñ bu demlerde

İner başına şemşîr ü teber şevketlü hünkârım(sayfa:116)

 

SEN,CENABI HAKK’IN SANA HIZIR AS’IN REHBERLİĞİNDE LAYIK KILDIĞI İSKENDER AS SIN ŞEVKETLİ HÜNKARIM.BU ZAMANLARDA,DÜŞMANLARININ BAŞINA BALTA GİBİ İNER HAKK’IN ALAMETLERİNDEN OLAN KILICI ŞEVKETLİ HÜNKARIM.

 

Fahr-i salâtîn-i selef ecdâdına hayru’l-halef

Mihr ü mehe burc-ı şeref zıll-i Hudâ-yı lâ-yezâl

Şâhenşeh-i gerdûn-haşem İskender-i Dârâ-himem

Sermâye-i emn-i ümem pîrâye-i câh u celâl(sayfa:143)

 

EY PADİŞAHLAR PADİŞAHI ULU HÜKÜMDAR İSKENDER AS!..SULTANLAR SULTANI(Sav efendimizin)ECDADININ HAYIRLI HALİFESİ,ALLAH’UTEALANIN ŞEREFLİ BURCUNDAN ÇIKAN KUSURSUZ MİHR’SİN(Güneşsin).SENİN EMİN SERMAYEN;MAİYETİNDEKİ SENİN HİMMETİNLE SÜSLENMİŞ,MAKAM SAHİBİ ULU KİŞİLERDİR.

 

Bâreka’llâh ey sipihriñ mâh-ı hurşîd-efseri

Şark u garba verdi şânıñ pertev-i İskender'i

Kuvvet-i şîr-i Hudâ var sende kim kıldıñ zebûn

Pençe-i kahrıñda niçe Kahramân u safderi(sayfa:152)

 

EY ŞARK’A,GARB’A IŞIĞINLA NAM SALAN İSKENDER AS!..

SEMAVAT’A,AY’A,GÜNEŞ’E YAPTIĞIN YOLCULUKLARI ALLAH MUBAREK KILSIN.”ALLAH’IN ARSLANI HZ.ALİ’NİN”KUVVETİ VAR SEN DE.KAHREDİCİ KUVVETİNLE NİCE KAHRAMAN YİĞİTLERİ ZEBUN(Aciz)EDERSİN.

 

Reşk eder mir’ât-ı İskender safâ-yı sîneme

Çekdim âgûş-ı visâle bir meh-i sîmîn-beri

‘Aks-i rûy-ı âteşîn-i sâkî-i gül-çehreden

Kâse-i hurşîde döndü bezm-i ‘ayşıñ sâgarı(sayfa:157)

 

İSKENDER AS’IN KALB AYNASINI GÖRENLER KISKANIR.O’NA VASIL OLUP KUCAKLAŞTIĞIMIZDA,GÜMÜŞ VÜCUDUNDAN SİNEMDEKİ ATEŞİ,GÜL YÜZÜNDEN GELEN SUYLA SÖDÜRDÜ.YAŞAMIMI İÇKİ MECLİSİNDEN NUR MECLİSİNE DÖNDÜRDÜ.

 

Ederdi zulmeti tâbende mâlik olsa İskender

Dil-i rûşen-nihâdıñ gibi mir’ât-ı mücellâya

Yetişdiñ Hızr-veş ehl-i Sitanbul el-’ataş derken

Nisâr-ı âb-ı ihsânıñla tâb-ı dehri itfâya(sayfa:171)

 

İSKENDER AS,KALB’LERDEKİ KARANLIĞI IŞIĞA(Nur’a),CİLALANMIŞ AYNAYA ÇEVİRİR,EGER O KİŞİLER DE BUNU İDRAK EDECEK İSTİDAT OLSA.(Ey İskender as)HIZIR GİBİ YETİŞTİN SUSAMIŞ İSTANBUL EHLİNE İHSANINLA ONLARIN HARARETİNİ SÖNDÜRMEYE.

 

Dem-i ‘Îsâ gibi enfâs-ı hayât-efzâsı

Ede bir nutk-ı revân-bahş ile ihyâ-yı sühan

Hızr u İskender'i sîr-âb ede cûy-ı nazmı

Eylese âb-ı hayâta bedel icrâ-yı Sühan(sayfa:276)

 

HIZIR AS İLE BERABER OLAN İSKENDER AS,HAYATA GECİREN BİR SÖZ SÖYLESE(Allah’a davet eden);İNSANLARI DİRİLTEN DÜZENLİ BİR NEHİR HALİNDE AKAN AB-HAYAT(Hayat suyu)TAZE KÖRPE HALE GETİRİR.DİRİLTEN BİR NUTK’U(Sohbeti,konferansı),İSA AS’IN BİR NEFES(Dua) İLE ÖLÜLERİ DİRİLTTİĞİ GİBİ ÖLÜ OLAN İNSANLARI DİRİLTİR.

 

   (Başlangıçta bütün insanlar,Allah katında ölüdür.Allah ve Resulünün davetine icabet edenler ancak Allah katında diri olabilirler.ENFAL/24: Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), Allah ve Resûl'ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O'na haşrolunacağınızı bilin! (Hepinizin ruhu Allah'ta toplanacak ve Allah, ruhlarınıza meab olacak.)

 

ENAM/122: Ölü (Allah'a ulaşmayı dilememiş) iken (ona on iki ihsan vererek) dirilttiğimiz ve insanlar arasında onunla yürüyeceği nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde olup, ondan çıkamayacak kimse gibi midir? Böylece kâfirlere, yapmış oldukları şeyler süslü gösterildi.

ZÜMER/22: Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah'a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah'ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay haline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.)

Reşk-i İskender degil mi sûret-i dârâtı kim

Safvetiyle tab’ıdır âyîne-i ‘âlem-nümâ

Lutf u ihsânın göreydi Hâtem-i Tâ’î eger

Şerm ile eylerdi tayy-ı şöhret-i cûd u sehâ(sayfa:312)

 

ŞÖHRETLİ HALİYLE HERKESİ KISKANDIRAN İSKENDER AS’DAN BAŞKA KİM OLABİLİR ?

TABİATINDAKİ,SAFFET’İYLE BÜTÜN ALEMLERE BİR AYNADIR O,

EĞER HATEM-İ TA’İ(Tay kabilesinden cömertliğiyle ünlü olan kişi) İSKENDER AS’IN LÜTFU İHSANINI GÖRSEYDİ KENDİ CÖMERTLİK ŞÖHRETİNDEN UTANIRDI.

 

Hazret-i ‘Abdü’lhamîd Hân-ı ‘adâlet-pîşe kim

Pâdişâhân-ı cihândır bende-i fermân-beri

Dâver-i Dârâ-haşem sultân-ı İskender-şiyem

Her umûrunda olur Hızr-ı hidâyet rehberi(sayfa:315)

 

ADALET’Lİ HAZRETİ ABDUL HAMİD HAN KİM ?

EMİRLERİ FERMAN OLAN CİHAN PADİŞAHIDIR.

İSKENDER AS’DA ETRAFINDAKİLERDEN HER HİZMET EDEN’E;

HIZIR GİBİ YETİŞEN HİDAYET REHBERİDİR.

 

Şâhenşeh-i Hayder-şiyem İskender-i Dârâ-haşem

Bâlâ-nişîn-i taht-ı Cem ‘âlî-himem Sultân Selîm

İlhâm-ı Hakk'ıñ mazharı şâhân-ı dehriñ serveri

Zât-ı ‘adâlet-perveri feyz-âver-i lutf-ı ‘amîm(sayfa:339)

 

İSKENDER AS’IN TABİATI,HAZRETİ ALİ’YE BENZER.HÜKÜMARLIK TAHT’ININ YÜKSEKLİĞİ,HİMMETİ’NİN YÜCELİĞİ YAVUZ SULTAN SELİM HZ.GİBİDİR.

 

ALLAH’UTEALANIN TASARRUFUNA(Allah’ın emriyle hareket eden)MAZHAR OLAN CİHANIN PADİŞAHLAR PADİŞAHI(İskender as) UMUM’A ADALET’İ ÖĞRETEN,FEYZ’İNİ DAĞITANDIR.

 

kaynak:http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292567/h/sunbul-zade-vehbi.pdf

XVIII. yüzyıl klâsik Türk edebiyatının önemli ve

sıradışı şahsiyetlerinden biri olan Sünbül-zâde Vehbî Efendi (d.1718-

ö.1809)Vehbî Efendi (d.1718-ö.1809), Maraş’ta Sümbülzâdeler diye

meşhur bir aileye mensup olmakla beraber gençliğinden itibaren

ömrünün çoğunu İstanbul’da ve kadılık yaptığı diğer Osmanlı illerinde

geçirmiştir. Kültürü, siyaset bilgisi ve Farsçaya olan vukufiyetinden

dolayı 1190 (1776)da İran'a özel yetkili elçi olarak gönderilmiştir.Devrinin sultânüşşuarâsı (şairler sultanı) ünvanına

sahiptir.