Bilgi

Sevgili kardeşlerim!.. Bu sitededeki bütün yazılar,  mp3 sohbetler,  TV programları, tamamen Efendimizden öğrendiğimiz ilimle gerçekleştirilmiştir. Sizler de Allah’a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah’a sorarak öğrenip tabi olacağınız Mürşidiniz, Allah’tan aldığı ilimleri sizlere de öğretecektir inşaallah. Allah hepinizden razı olsun.

CEHENNEM’İN EBEDİ OLUŞU
Ferhat BAŞTUĞ - Makaleleri

               lale1CEHENNEM’İN EBEDİ OLUŞU

 

BAKARA-39-86-80-81-162-167-257-275   X

       ALİ İMRAN-24-88-116

NİSA-14-93-169

       MAİDE-37-80

ENAM-28-128

       A’RAF-36-40

TÖVBE-17-63-68

       YUNUS-27-52   X Seyyiat kazananlar

HUD-39-106-107

       RAD-5

NAHL-29   X  Zalimler

       TAHA-101

ENBİYA-99

       MÜ’MİNUN-103   X

FURKAN-69

       ŞUARA-45

SECDE-14   X Likae gününü unutanlar

       AHZAP-64-65

SAFFAT-9

       ZÜMER-40-72

MÜ’MİN-76   X Kibirlenenler

       FUSSİLAT-24-28

ŞURA-45

       ZUHRUF-74-75

MUHAMMED-15

       MÜCADELE-17

HAŞR-17

       TEGABÜN-10

MÜZEMMİL-23

       İNFİTAR-16

BEYYİNE-6……………………………………………

 

İNŞİKAK-10-KİTAPLARI ARKADAN VERİLENLER   X

 

2- Takdimiyle hasrı ifade eden kelimesi, ba’zı ehl-i kitab’ın îman ettikleri âhiret hakîki bir âhiret olmadığına ta’rizdir. Çünkü onların  âyet-i kerîmesinin hikâye ettiği gibi: “Cehennem ateşi, bizi dâima yakacak değil ya! Ancak birkaç gün yakacaktır.” gibi sözleriyle ve bir cihette lezâiz-i cismaniyeyi nefy ve inkâr ettiklerinden anlaşıldığına göre, bildikleri âhiret, mecazî bir âhiret imiş.

Üçüncüsü: “Hidâyetin neticesi, semeresi ve hidâyetteki lezzet ve ni’met nedir?” diye sual eden sâile cevabdır. Yâni hidâyette saadet-i dareyn vardır. Hidâyetin neticesi, nefs-i hidâyettir. Hidâyetin semeresi, ayn-ı hidâyettir. Zîra hidâyet; haddizâtında büyük bir ni’mettir ve vicdanî bir lezzettir ve ruhun Cennetidir. Nasıl ki dalâlet, ruhun Cehennemidir. Öyle de:  âhiretin felâh ve saadetini intâc eder. İşârâtü'l - İcâz | Delaili Haşr | 60

 

  Sual: Pekâlâ o ebedî ceza hikmete muvafıktır; kabul ettik. Amma merhamet ve şefkati İlâhîyyeye ne diyorsun?

Cevab: Azizim! O kâfir hakkında iki ihtimal var. O kâfir, ya ademe gidecektir veya dâimî bir azab içinde mevcûd kalacaktır. Vücûdun velev Cehennem’de olsun, ademden daha hayırlı olduğu vicdanî bir hükümdür. Zîra adem, şerri mahz olduğu gibi, bütün musîbet ve masiyetlerin de merciidir. Vücûd ise velev Cehennem de olsa, hayrı mahzdır. Maahaza kâfirin meskeni Cehennem’dir ve ebedî olarak orada kalacaktır.

 Fakat kâfir, kendi ameliyle bu duruma kesbi istihkak etmiş ise de, amelinin cezasını çektikten sonra, ateş ile bir nevi ülfet peyda eder ve evvelki şiddetlerden âzâde olur. O kâfirlerin dünyada yaptıkları a’mali hayriyelerine mükâfaten, şu merhameti İlâhîyeye mazhar olduklarına dâir işârâtı hadîsiye vardır.

 Maahaza cinâyetin lekesini izâle veya hacaletini tahfif, veyahut icrayı adâlete iştiyak için cezayı hüsnü rıza ile kabul etmek, ruhun fıtrî olan şe’nidir. Evet, dünyada, çok namus sâhibleri, cinâyetlerinin hicabından kurtulmak için, kendilerine cezanın tatbikini istemişlerdir; ve isteyenler de vardır.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile